Pazartesi, Mart 20, 2006

Orhan Veli


Biliyorum, kolay değil yaşamak,
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;

Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,

Gündüzleri gün ışığında ısınmak;

Söyle bir fırsat bulup yarım gün,

Yan gelebilmek Camlica tepesine...

Bin türlü mavi akar Boğaz'dan
Her şeyi unutabilmek maviler içinde.

Biliyorum, kolay değil yaşamak;

Ama iste
Bir Ölünün hala yatağı sıcak,
Birinin saati işliyor kolunda.

Yaşamak kolay değil ya kardeşler,
Ölmek de değil;
Kolay değil bu dünyadan ayrilmak

Orhan Veli Kanik
ölmek de yaşamak da kolay değil.. herşeye hazırlıklı olmak en iyisi.






































15 yorum:

Adsız dedi ki...

aaaa... ne desemki çok teşekkürler tuğba acımı paylaşıyorsun, çok ince bir düşünce, ve bu güzel web sitende bana böyle bir yer ayırdığın için sana minnettarım.
seçtiğin şiir cok hoş, Acılar evet büyük acılar! yasıyorum; tek temennim bundan sonra böyle büyük acılar yaşamamak ama bizim elimizde olmayan bişiy; ama bundan sonra bana büyük acılar yaşatacak kımse yok artık.
bu dünyada sadece küçük bir odada'da yaşayabilirim artık dünyadan beklediğim bişiy kalmadı herşeyini tatdım çünkü, acısıyla tatlısıyla bundan sonraki hayatıma bakacam; elimden geldıği kadar'da güzel yaşamaya calışacam acılarım hep içimde olacak başkalarına hissettirmeden, üzmeden ve senide üzdüğüm için pişmanım, tabi birde sitene girip bakacak olan arkadaşlarını. kimse üzülmesin bunu bu gün ben yaşadım yarın belkıde sizler veya başkaları yaşayacak.
Allah bize ölümünde hayırlısını versın... amam biraz geç versin...
kelimeler bogazıma tıkandı bişiy diyemiyorum. TEŞEKKÜRLER TUĞBA

Adsız dedi ki...

Hayak işte yeniliklere gebe kimin kısmetine ne doğacağı hiç belli değil.Belliki geçmişte Mustafa için pek tatlı olmamış ama gelecek için ASLA Umudunu yitirmeden hayata sevgi dolu yaklaşmanda ayrı bir güzellik...Senin için tek temennim bundan sonra hayatının daha güzel olması..İnşallah tüm güzellikler seninle olsun öyle mutlu olki geçmişinin ödülü mutluluk olsunn.Hayat herşeye rağmen çok güzel..En güzel günlerin senin olması dileğimle...

Adsız dedi ki...

Teşekkür ederim; Mihrap birbirimizi tanımamış olmamız hiç birşeyi etkilememiş olması çok güzel, hayatta bunun gibi acı şeylerle karşılaşıyoruz benim acılarım biraz çok olduğu ve bunların bir çoğunu tuğba'nın bilmiş olmasından ve senide etkilemiş olmasının hafıf burukluğu var içimde; hayata hep iyi bakmaya ilke edindim kendime ve sizin gibi iyi arkadaşlarımın beni böyle desteklemeside çok hoş.
En güzel günler; tüm insan gibi yaşamayı sevenler için olsun...

Adsız dedi ki...

Hayat bazen insana nekadar ağır geliyor değilmi?Seninle tanışmadık ama Mustafa bazen kelimeler insanı çok güzel anlatıyor öyleki acını paylaşma ihtiyacı duydum...Biliyomusun dediklerin çok doğru bugün sana yarın bize... Kaçarı yok bu işin herkes göç etcek bigün ancak en güzel tesellimiz sonsuzlukta buluşacak olmamız... Mustafa:Fatih bir Kısaparmak şiirinde'SENİ SEVMEK YAŞAMAKSA BEN HİÇ ÖLMEDİM'der insanın bazen böyle sözler hayat felsefesi oluyor; senin için allahtan sabır ve güç diliyorum...Kendine iyi bak.

Adsız dedi ki...

Evet hayat bazan değil her zaman ağır geliyo biz insanlara; acımı paylaştığın için teşekkür ederim.Rahmetli Kazım Koyuncu ATUN BENİ DENİZLERE diye bir şarkısında şöyle diyo 'gittiğin o yerlerde söyle huzurdamısın oyyy geride kalanların söyle farkındamısın' dinlediğim zamanlarda cok düşünüyorum bu düşüncelerim bana hayat için çok zor başaramayacaksın diyo içimden bişiyler; bu aralar bununla mücaadele ediyorum. yaşamak için allah hepimize sabır ve güç versin. Sende kendıne iyi bak; tanışmamış olmamıza rağmen, çok teşekkürler. hoşçakal.

Adsız dedi ki...

Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha. Haklısın gidişinde, bu ayrılığı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur? bilmiyorum...

Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden bir insanın kederini...

yine içim parçalandı, yine düşüncelerim yerinden fırlayı verdı. benim çemen düşmeden susayım.

Adsız dedi ki...

bu sayfa benimdi dimi? tuğbacım şimdi bulduğum bir hikayeyi yi buraya yapıştırıyorum. bu beni bu saatte çok etkiledi senide etkileyecektir cok hoş bu hikayeyi sana armağan ediyorum.

SON YAPRAK
Ülkenin batısındaki küçük bir mahallenin bir sokağının neredeyse
tamamı ressamlardan oluşmaktaydı. Bu mahallede, üç katlı bodur
bir tuğla yığınının tepesinde iki kız arkadaşın stüdyoları bulunmaktaydı.
Alt katlarında ise yaşlı bir ressam otururdu.

Günlerden bir gün kız arkadaşlardan biri zatürree hastalığına yakalandı.
Genç kız günden güne eriyordu. Bir gün, arkadaşı resim yaparken
o da yatağında pencereden dışarı bakıyor ve sayıyordu...

Geriye doğru sayıyordu; "Oniki" dedi, biraz sonra da "onbir"; arkasindan
"on", sonra "dokuz"; daha sonra, hemen birbiri ardina "sekiz" ve "yedi".
Arkadaşı merakla dışarı baktı. Sayılacak ne vardı acaba?
Görünürde sadece kasvetli, bomboş bir avlu ile altı yedi metre ötedeki
tuğla evin çıplak duvarı vardı. Budaklı köklerinden çürümüş,
yaşlı mı yaşlı bir asma, tuğla duvarın yarı boyuna kadar tırmanmıştı.

Dönüp arkadaışna "Neyin var?" diye sordu. Hasta kız fısıltı halinde" altı" dedi.
"Artık hızla düşüyorlar. Üç gün önce neredeyse yüz tane vardı.
Saymaktan başıma ağrı giriyordu. Ama şimdi kolaylaştı.
İşte biri daha gitti. Topu topu beş tane kaldı şimdi."
"Beş tane ne?" diye sordu arkadaşı. "Yapraklar, asmanın yaprakları.
Sonuncusu da düşünce, ben de mutlaka gideceğim. Hissediyorum bunu."

Arkadaşı ona saçmalamamasını söyleyip içmesi için çorba götürdü.
Fakat o: "İşte bir tanesi daha gidiyor. Hayır, çorba filan istemiyorum.
Bununla geriye dört tane kaldı. Hava kararmadan sonuncusunun da düştüğünü
görmek istiyorum.. Ondan sonra ben de gidecegim." diyerek cevap verdi.

Genç kız uykuya daldığında arkadaşı da alt katta ki yaşlı ressama
ziyarete gitti. Bu sırada yaprak olayını da anlattı yaşlı adama.
Yukarı çıktığında arkadaşı uyuyordu. Ertesi sabah hasta kız hemen
arkadaşına perdeyi açmasını söyledi. Ama hayret! Hiç bitmeyecekmiş
gibi gelen upuzun gece boyunca aralıksız yağan yağmur ve şiddetle esen
rüzgârdan sonra, bir asma yaprağı hâlâ yerinde duruyordu.

Sapına yakın tarafları hâlâ koyu yeşil kalmakla birlikte, testere ağzı gibi
tırtıllı kenarlarına ölümün ve çürümenin sarı rengi gelmiş olan yaprak,
yerden altı yedi metre yükseklikteki bir dala yiğitçe asılmış duruyordu.

"Bu sonuncusu" dedi hasta kız."Geceleyin mutlaka düşer diye düşünmüştüm.
Rüzgârı duydum. Bugün düşecektir, o düştüğü an ben de öleceğim."
Ağır ağır geçen gün sona erdiğinde onlar, alacakaranlıkta bile, asma
yaprağının duvarın önünde sapına tutunmakta olduğunu görebiliyorlardı.

Derken şiddetli yağmur tekrar başladı. Hava yeteri kadar aydınlanır
aydınlanmaz, genç kız hemen perdenin açılmasını istedi. Asma yaprağı
hâlâ yerindeydi. Genç kız, yattığı yerden uzun uzun yaprağı seyretti. Sonra
arkadaşına seslendi. "Münasebetsizlik ettim. Benim ne kötü bir insan
olduğumu göstermek istercesine, bir kuvvet o son yaprağı orada tuttu.

Ölümü istemek günahtır. Şimdi biraz bana çorba verebilirsin." dedi.
Akşamüstü gelen doktor ayrılırken; şimdi alt kattaki bir hastaya
bakmam gerekiyor. Yaşlı bir ressammış sanırım. O da zatürree.
Yaşlı adamcağız çok ağır bir durumda, kurtulma umudu yok ama
daha rahat eder diye bugün hastaneye kaldırılıyor dedi.

Ertesi gün doktor : "Tehlikeyi atlattınız, siz kazandınız." dedi.
O gün öğleden sonra arkadaşı artık iyileşmiş olan arkadaşına alt kattaki
yaşlı adamı anlattı. Yaşlı adam iki gün hastanede yattıktan sonra ölmüş.

Hastalandığı günün sabahı kapıcı onu, odasında sancıdan kıvranırken
bulmuş. Pabuçları, elbisesi baştan aşağı sırılsıklam, her yanı buz gibi bir
haldeymiş. Öyle korkunç bir gecede nereye çıktığına akıl sır erdirememişti
kimse. Sonra, hâlâ yanık duran bir gemici feneri, yerinden sürüklene
sürüklene çıkarılmış bir portatif merdiven, bir de üstünde birbirine
karışmış sarı, yeşil boyalarla bir palet ve sağa sola saçılmış bir kaç fırça
bulmuşlar. O zaman o son yaprağın sırrı da çözüldü. Rüzgâr estiği zaman
bile yerinden oynamayan yaprak, yaşlı ressamın şaheseriydi. Yaşlı adam,
son yaprağın düştüğü gece oraya bir yaprak resmi yapıp yapıştırmıştı.


O.Henry

Adsız dedi ki...

bu gece yine uyku yok hayatımda, uyumak sankı yasak gibi geliyo yaşamımızın çoğu uyku uyuyarak geçiyo az uyku uyuyun sizde geceyi ve gündüzü birbirine karıştırın. geceleri daha güzel insanın aklına herşey geliyo daha iyi düşünüyo şahsen ben öle düşünüyorum.

ANNE SEVGİSİ

Günü birinde zengin vede şöhret bir adam bir rüya görür
bir partı vermiştir, partıde onu seven dostları ve akrabaları kalabalık bir
vaziyette ortalığı şen bir hale dönüştürür
eğlence bütün hızıyla ve bütün coşkusuyla sürmektedir.
dostları çevresi akrabaları hep onun yanında ve çevresindeler.
Aniden kendisine bir ses gelir;
-ecele gideceksin,
Kendisi ve bütün partidekiler aniden
kendilerini kızgın güneşin altında kumsalda bulurlar.
Genç adan denize doğru yürümek mecburiyetinde
eceline doğru yürümeye başlar.
biraz yürüdükten sonra arkasına bakar,
dostlarından ve akrabalarından kimsa kalmamış
onunla beraber yürüyen sadece ailesi kalmıştır.

biraz daha yürümeye başlayınca kum dahada kızgınlaşmış,
ayakları yakmaya başlar.
Kızgın kum'a baktığı zaman sadece 6 ayak izi görmeye başlar;
1 çift kendisinin 1 çift babasının 1 çiftide annesinin...
eceline doğru yürümeya devam ederken kızgın kum şiddetini artırır.
Ve bakarki kumdakı ayak izi 4'e düşmüştür.
bir kendisi birde annesi devam eder.
Biraz daha ilerledikten sonra kuma doğru batmay başlar,
bakarki kumdakı ayaz izi 2 ye düşer
o an ağlayarak;
'Ey büyük allahım, ecelime giderken
cevrem ailem beni terketti. daha sonra ise babam
terketti bu acıya dayanamadı
senin rahmetınden alan annem
oda beni terkettidiye ağlamaya başlar.

Aniden haykırır;
' annecim nerdesin neden beni bıraktın' diye bağırır.
bu sırada altta bir ses;
'evladım yerdeki ayak izleri benim ayak izlerimdir.
Kum hem sıcak hemde batak,
Senin acı çekmene dayanamadım,
aşağı bak evladım omuzlarımdasın'

işte;
yüce allahın canlı dünyasına indirilen rahmetin
en yücesi annelere verilmiştir.

Adsız dedi ki...

şu an içimden gelenleri yazıyom sadece.....

Ben yine uykumdayken o sesi duydum, kalk oğlum işe gidecen kahvaltın hazır, soğumasın hadi kalk. o yalvarış sesi;beni daha çok uykuma bağlıyodu, bunu kimse bilmiyodu diyemiyordumda kımselere! hani evlerin direkleri derlerya bu da öle bişiydi. ben sanırdım ki insanlar analarını, babalarını kendileri de ana baba olduğu zamanlarda kaybederler ama öle değilmiş, biz daha gençiz be biz daha ne kadar dayana biliriz bu acılara ne kadar uğraşabiliriz bu acı hayatla yazıkdeğilmi bizlere ve bizimgibi bu hayatta özlem çekenler, hasret acısıyla yaşayan tüm insanlara. aslında bizler yaşamıyoruz biz yaşargibi yapıyoruz gerçek hayatla tanışmak vardı şimdi. o gerçek hayat o tarafta o rası karanlık, karanlık ama belkide cok daha mutlu olabileceğimiz bir yer. bilsemki orda daha cok mutlu olacam şimdi oraya giderdim. kalım sağlıcakla hoşçakalın... bişiylerin değerlerini cok iyi bilin arkadaşlar zaman geç olmadan.

Adsız dedi ki...

NEDEN YOKSUN !!!...

Ne güzeldi küçükken her şey hasta olmasam bile hep yakınımda olan annem, babam ve kardeşlerim, şimdi neden yoksunuz. Küçükken parklarda oynarken takılıp düşünce hemen ağlar daha sonra kolumdan tutan ve üzerime titreyen o şefkatli kollar neden yok. ( BABAMI HATIRLAMIYORUM)

Daha sonra okul bu dünyaya bakmaya ve başka şeyler öğrenmeye başladım ve hayatın ne kadar acımasız olduğunu öğrenmeye başlıyordum, bunun yanında haksızlıklarında ne demek olduğunu anlayama sam’da en sonunda anladım. Çalışkan olmaya çalışsam da yapamadığımı zanneden ilk okul öğretmenim Aynur hanım çok yavaş olmamı sebep göstererek sınıfta bırakabildiği bir öğrenciden ne kadar fayda sağlayabildi çok merak ediyorum; onun yüzünü kızarttığımı çok iyi biliyorum. İşte hayatımda ki ilk enteresan olay.

Babasız büyümek ve onun beraberinde getirdiği bir çok acı,………………………………………..bu noktalar benim özel hayatım aşklarım diyelim bundan bahsetmek ve konuşmak istemediğim ve unuttuğum en büyük acılarımdandı.

Kardeşlerim ben annem hepsi teker teker gitti önce Leyla sonra Şeyda ve onlar çok mutlu şimdi, daha sonra geri dönüşü olmayan bir yer cennet herhalde annem ebedi yolculuğuna çıktı ve ben annemi çok özlüyorum onsuz ev değil dünya boş gibi.

O her gün sabah namazına kalkar ve hiçbir gün durmadan bıkmadan temizlik yaptığı evinde çocuklarını uyandırmak onlarla beraber kahvaltı yapmak kadar güzel bişey olmaması gerek ki bizi erkenden uyandırıp gün bitti kalkın derdi bana çok kızardı ama bazen döverdi şimdi vurduğu yerlerde gül biti yo haberin varmı senin. o çok genç yaşta kaybettiği Kadir’ini arar gibi baş köşedeki resmine değilde boş bi duvara bakar düşünür dururdu ne düşünüyordu ki acaba hiç soramadım bu güne kadar keşke sorsa idim hata yapmışım. Hayata hiçbir zaman gülmedin anam şimdi benide hiç güldüremiyorsun sana çok takılır büyük keyifler alırdım senle eğlenmek bir başka olurdu bana en büyük şakanı yaptın; bu şaka fazla uzadı artık seni rüyalarımda kabuslarımda değil yanımda görmek istesem de olmayacak biliyorum olmayacak, artık eve geç gelmeye başladım bili yomusun boş evler soğuk ve sessiz oluyor evet şimdi kızacaksın bana sessizliği çok severdin kimsenin yanında olmasını istemezdin diye, ama en kötü şey bu yalnızlıkmış şimdi daha çok anlıyorum seni. Eve ilk gelince tencerelerin boş olduğunu görünce iştahım kaçıyor bir çok gece ac uyuduğumu bilsen beni dövmeye kalkardın anne iştahım yok artık yediğim içtiğim hiçbir yemeğin tadı yok senin yemeklerin gibi. Her gece eve gelince bütün odalara bakar olduğum, evde dakikalarca gezindiğim bu günlerde belki gelmiştir diye aradığım, yatağının kenarında oturup senle konuştuğumu bili yomusun o konuştuklarımız hep aramızda kalsın olurmu! Benim güzel fedakâr anam hala neden yoksun yanımda; sana çok ihtiyacım var anne. Eller kadir kıymet bilmiyor anne senin kadar kimse sevmiyor anne. Biliyorum gelmeyeceksin… YOKSUN

SANA ÇİÇEK DİYEMEM
ÇİÇEKLER SOLAR ANNE

BÜLBÜL DESEMDE OLMAZ
SESİN ÇOK GÜZEL ANNE

BİR BAHAR DALI GİBİ
BAKTIN BÜYÜTTÜN ANNE

SANA GÜL DİYEMEMKİ ANNE
GÜLDE DİKENLİ ANNE

SEN BANE EN YAKINSIN
KANIMSIN CANIMSIN ANNE.
26 MAYIS 2006
CUMA
SAAT= 03:58

Adsız dedi ki...

Tuğbacım bana hediye ettiğim şiire karşılık bende sana bu şiiri hediye ediyorum. sanki seni anlatıyo.))

İNSAN

elbette senden güzel olacaktı
çizdiğin resim
yaptığın heykel
senden büyük olacaktı
senden yakışıklı

elbette senden doğru söyleyecekti
yazdığın şiir

elbette senden çok duyacaktı
söylediğin türkü

sen olduğundan büyüksün
sen olduğundan iyisin
sen olduğundan güzel

Bülent ECEVİT

Adsız dedi ki...

Anne ne haber nasılsın eminim çok iyisindir bu gün senin bir torunun daha oldu bundan kesin haberin vardır yavrunun yavrusu oldu cok heycanlı vakıtler geçirdik gerildik birazda eminim sen olsaydın buna izin vermeyecektin ama iyi oldu mutlu sonla karşılaştık heyecan doruktaydı eline alamadın demiyorum çünkü şimdi onun yanında olduğunu hayal ediyoru, hanı rüyalarımı süslüyosun yaa bahsediyorduk senın kızından o kızın bugün zor anlar yaşadı çok korktu bebek yapmadan önce, ilk denemesınden mı yoksa Babam ve Oğlum filminden mi etkilenmişti acaba oradaha Sadık'ın karısı parkta bebek yapmak zorunda kalmıştı yavrusunun hayatını kurtarmıştı ama yavrusu için kendı hayatını kaybetmişti bu bir yanıt olabılır bence kızına cok etkilemiş olması gerekıyo ki kızın bundan korktu bu kadar cok acı çekti onun her çektiği acıyı bugün içimde bende çektim bu acı başka bir acıydı bunu ılkkez tatdım ben nasıl oldugunu sen daha iyi bilirsin benım çektiğim acılar senın kilerin yanında hiç olduğunu bılıyorum. anne bu gece seni rüyalarıma beklıyorum benı fazla bekletme senı cok özlüyorum haster gidermek istiyorum yanımızda torunun olmayacak ama onun kokusu bende sana vermek için içime aldım biraz gel artık geç olmadan beklıyorum unutma sakın.

Adsız dedi ki...

Şu an annem hakında bişiyler yazmak vardı aklımda hatta konuda aklımdaydı ama yorum gönder bölümüne girince içim cok kötü oldu bunları söylememem anlatmamam gerektığini düşündüm. seni ve bir başkalarını üzmemek için. bu sayfanın benim oldugunu bildiğim için böyle yazmak geldı içimden. teşekkürler tuğba.

Adsız dedi ki...

yine yazmak geldi içimden, ama yine yamayacam.

Adsız dedi ki...

YAZMAYACAĞIM. YAZMIYORUM...