Salı, Kasım 14, 2006

Cuma, Kasım 10, 2006

SAYGIYLA ANIYORUZ....

ATATÜRK'E GÖRE ATATÜRK
" İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!"
***
" Memleket ve milletin kurtuluşu ve mutluluğu için çalışmaktan başka bir maksadım yoktur. Bu, bir insan için kâfi bir sevinç ve haz temin eder. Benimle beraber olan arkadaşlarım, bütün vatandaşlarım da aynı maksadı takip etmektedirler. Şahsî ve ailevî huzur ve mutluluğun, milletin huzur ve mutluluğuyla ayakta durduğunu, memleketin güvenlik ve dokunulmazlığıyla mümkün olduğunu gerçek ve ciddî bir surette anlamışlardır. Ben ve benimle beraber olanlar, hedefimizin yüceliğine, yolumuzun doğruluğuna eminiz. Bunda asla şüphe ve tereddüdümüz yoktur. Milletimizin, Türk milletinin yakın, uzak tarihine lüzumu kadar bilgimiz vardır, Mazinin derslerini, bugünün ve geleceğin hayatı için göz önünde tutmak dikkatinden mahrum değiliz. Yaptığımız hizmetlerle övünmüyoruz. Yapacağımız hizmetlerin, iftihar sebebi olabileceği ümidiyle avunuyoruz."
***
Benim için dünyada en büyük mevki ve mükâfat, milletin bir ferdi olarak yaşamaktır. Eğer Cenab-ı Hak beni bunda muvaffak etmiş ise, şükrederim. Bugün olduğu gibi ömrümün nihayetine kadar milletin hizmetinde olmakla iftihar edeceğim.

***
Şimdiye kadar millete yapamayacağım bir şeyi vaat etmedim. Ben yapacağım dediğim zaman, buna inanmayanlar vardı. Buna rağmen hareket ettim. Görüyorsunuz ki başardık. Benim ve benimle çalışanların güveni vardır ki, yeni hedeflerimize de başarıyla varacağız. Şimdiye kadar söylediklerimin gerçekleşmiş olması, bütün tasavvurlarımın beni yalanlamaması, milletin ciddî ve samimî olarak bana yardımcı ve destek olmasıyla mümkün olmuştur. Onun için yeni gayelere erişmek için de bu yardım ve desteğe ihtiyacım vardır; onu benden esirgemeyiniz!


Perşembe, Kasım 09, 2006

KIRLANGICIN HİKAYESİ....

Kırlangıç'in biri, bir adama aşık olmuş. Penceresinin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmiş, güzel durduğuna ikna olduktan sonra... Küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tik... Tik... Tik. Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormus. Bir meşgulmüs, bir meşgulmüs! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telaşını baştırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmis, sözcükler dökülmeye başlamış: Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedeni'ni, niçin'ini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım. Adam birden parlamıs. Yok daha neler? Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz, alamam! demis. Gerekçesi de pek sersemceymiş: Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mü? Kırlangıç mahçup olmuş.

Basını önüne eğmis. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost ölürüm. Hiç canını sıkmam. Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok, yok ben seni içeri alamam demis. Biraz da kaba mıymış, neymiş, lafı kısa kesmis: isim gücüm var, git başımdan! Aradan bir zaman geçmis, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üsüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pi man olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım... demis. Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık meselesine içerlemis. Pek bir sinirlenmis. Ben yalnızlığımdan memnunum demis. Kuştan onu rahat bırakmasını istemis. Düpedüz kovmuş.
Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, basını önüne eğmis, çekip gitmis. Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş: Hay benim akılsız başım demiş.

Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye önün teklifini kabul etmedim ki? şimdi böyle köş köş oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte. Pişman olmuş olmasına ama iş isten geçmis. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Şıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim. Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemis. Gözü yollardaymıs. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmis. Ama... Onunki hıç görünmemiş!
Yazın sonuna kadar penceresi açik beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamıs.
Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmis. Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki: Kırlangıçların ömrü altı aydır... Hayatta bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elinize geçer ve değerlendiremezseniz uçup gider. Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karşınıza çikar, değerini bilemezseniz kaçıp giderler. Ve asla geri gelmezler. Dikkatlı olun... Farkında olun... Ve bir düsünün bakalım: Acaba siz, bügüne kadar sizinle dost olmaya çalışan kaç kırlangıcı pencerenizden kovaladınız...?

Salı, Kasım 07, 2006

KARAOĞLAN YAŞAMA VEDA ETTİ...














Devlet adamlarımızdan eski başbakanlardan Bülent Ecevit yaşama gözlerini yumdu.
Sadece hakkında konuşulacak konu siyaset değildi bence. iyi bir şairdi.
İşte benim en sevdiğim şiiri.. Aşk kokan bir şiir!! Sanırım
Rahşanına duyduğu aşkı anlatıyor...

Elele Büyüttük Sevgiyi
birlikte ögrendik seninle
avucumuzda yüregi çarpan
kusa sevgiyi
elele duyduk kumsalda denizin
milyon yilda yonttugu
tasa sevgiyi
tirtillari tanidik seninle baharda
tirtilken daha sevmeyi ögrendik
sevgiden üreyen kelebegi
topragi evimiz gibi sevdik seninle
birlikte sevdik kuru toprakta
ev kuran köstebegi
köstebeginden topragina tasina
tirtilindan kelebegine kusuna
elele sevdik bu dünyayi
acisiyla sevinciyle sevdik
yaziyla kisiyla sevdik
köy - köy ülke - ülke
gökler gibi sardi dünyayi
yagmur gibi sizdi dünyaya
dünya kadar oldu sevgimiz
elele büyütüp elele derdik
elele derip insana verdik
verdikçe çogalan sevgimizi

Bülent Ecevit