Tuğba
12 Eylül 2000! Güvenpark metro çıkışının bir kenarına oturmuş bakıyorum kalabalığa! Ne oluyor acaba? Bugün önemli birgün mü? Hayır! Ankara’nın her zamanki memur kalabalığıymış(Sonradan öğreniyorum) bir mesaj geliyor ilk cep telefonuma! İşte burada başlıyor hikâye! (Bilenler daha iyi anlar, bu mesaj olayını)
Gençliğimin en güzel yıllarını yaşadım, yaşıyorum Ankarada. Kızılayda insan kalabalığı içinde çıtır, mis kokulu simitler görüyorum tezgahlarda. İnsanların yüzünde ise hep bir devlet asabiyeti Yılmaz Erdoğan’ın dediği gibi!
Her sokağı her semti bir ayrı yaşam Ankaranın. Yükselde “savaşa hayır”cılar, lacivert formalı polisler, Karanfilde “Gell Ablaaa ne alırsan 1 yetele”ciler, Dost Kitabevi önünde hep birilerini bekleyen gözler!!
Yaşamayan bilmiyor neden Ankaranın bu kadar soğuk, ne dene bu kadar güzel olduğunu!
Üniversiteyi Ankarada okumalı insan! Hacettepeli, Odtülü, olmalı insan! Tüm finaller, vizeler Ankarada olmalı! Kar yağmalı tatil olmalı tüm okullar!
Kardan adam yapmalı tüm çocuklar!!
Her yerinde Ankaranın bir asker disiplini!! Her yerde bir yeşil üniformalı! Aklımdan 12 Eylüller geçiyor. Neler görmüş Ankara! Büyük bir devi ağırlıyor! Anıttepede Anıtkabirde!
Ankara ağır abi gibidir. Raconları vardır. Herkes bir abisi olsun ister Ankarada! Özellikle de mecliste. Çünkü herkesin yolu mutlaka Ankaradan geçecektir
Sıhhiyede ağır bir hastane kokusu başlar! Beyaz önlüklüler geçer yanınızdan! Ankaranın hasta yüzüdür. Herkes şifa bekler Allahtan!
Dua etmek namaz kılmak başkadır Kocatepede. Ankara’nın simgesi, Allahın en güzel evlerinden biri.
Oruç tutmak başkadır Ankarada.
İftarını açacak yer bulamamak da güzeldir. Hostadan aldığın ekmek arası dönerle de idare edersin!
Tunalıda Tunusda Arjantinde Atakulede, ağır bir BURJUVA kokar. Mercedesler; Jeepler sadece GOP’a gider. Camları hep kapkara , hep soğuk…
Ankara’ya bir başka yağar kar Mamak’takine Sincan’dakine ayrı yağar Çankaya’dakine bahçelidekine ayrı yağar. Biri Ankara’nın üşüyen yüzü, biri şömine önündeki keyifli yüzü
Kar hep çok yağar Ankara’ya. Ayazdır sabahları, yoğun bir sis. Rengârenk atkılı bereli insanlar hep koştururlar bir taraflara!
Her Ankara’dan ayrılışım vuslattır sevgiliye! Çekilmez yollar! Yavuz Bingöl bile dindirmez vuslatı, daha da körükler.. bir yandan “Neredesin sen” bir yandan gözyaşlarım..
Şarkılardasın Ankara
“Ankaradan abim gelmiş
Evde bir bayram havası
Annem babam beni çok severmiş”
Yalnızım bu kumsalda
Neler neler yapıyorsun bensizken Ankarada”
İstanbul’a inat
ANKARAYI DİNLİYORUM GÖZLERİM AÇIK!



