
ÖZGÜR DÜŞÜNCE Mİ? ÖZGÜR HAKARET Mİ?
Bugün neredeyse tüm günümü Danimarka’nın başlatmış olduğu hem üzücü hem de bir o kadar sinir bozucu karikatür olayları ile ilgili araştırma yapmakla geçirdim. İnternette birçok web siteye girerek(yerli, yabancı, taraflı, tarafsız) yeni birçok şey öğrendim ve gördüm. Gördüklerim karşısında adeta kanım dondu. Olayın bu denli iğrenç olduğunu hayal bile edemiyordum. Gördüklerim, okuduklarım “ÖZGÜR BASIN” “ÖZGÜR DÜŞÜNCE” adı altında “edepsizliğin, çirkinliğin, hakaretin, küfrün” nasıl yapılabileceğini gösteriyordu. Bu yapılanlar sadece bir dine değil, insanlığa, insan haklarına yapılan bir saygısızlıktır.
Karikatürleri yayınlayan gazetenin web sayfasından orjinal karikatürlere ulaştım. Olayın sadece bu 12 karikatürden ibaret olduğunu düşünürken tarama yaparken bulduğum birkaç Türk sitesinden verilen linklerle, adreslerle olayın ortaya çıkmasıyla beraber başlatılan “ÖZGÜR DÜŞÜNCEYE” verilen destek kampanyasıyla karşı karşıya kaldım. İnanılmaz sayıda alel acele hazırlanmış siteler, sanki bu olayı beklermiş gibi hazırlanmış gayet donanımlı siteler, hatta web blogları, kurulalı 1 hafta olmuş forumlar, resim galerileri, sözüm ona “ÖZGÜR KARİKATÜRLER” çizme peşindeler. Hatta adamlar “Draw Mohammed Week” (Muhammedi çizme haftası) diye bir hafta bile yapmışlar.
Özgürlük başkalarının inançlarına, dini değerlerine, düşüncelerine HAKARETİ içerir mi? Bu hakkı verir mi? HAYIR!! Ama çok özendiğimiz, beğendiğimiz, insan haklarını ağzından düşürmeyen BATI en büyük insan hakları ihlalini yaptı. Üstüne bir de kalkıp İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ diye savunmaya, Bakalım “İslam dünyası bu hoşgörü sınavını geçebilecek mi” diye küstahça tavır sergilemeye bile cürret ettiler.
Tüm bu olanlar karşısında dünyanın birçok yerindeki Müslümanlar büyük tepkiler, gösteriler, protestolar yaptılar. Yapılan eylemler, gösterilen tepkiler ne denli doğruydu? Gösterilen tepkilerin birçoğu şiddet, yakma, yıkma doluydu. Bunların hiçbiri savunulamaz. Çirkinliğe çirkinlikle cevap vermek, haklı olunan davada haksız duruma düşmek anlamına gelir.
Biz isminin anlamı BARIŞ olan bir dine mensubuz. Tüm insanlar barış içinde bu dünyada yaşamak istiyorsak farklılıklara saygı göstermek zorundayız.
Tüm bu olaylar amaçlı hazırlanmış bir provokasyondur. Olayların daha da uzayıp “Medeniyetler Çatışmasına” dönüşmesini asla istemiyorum. İşte hoşgörü örnekleri;

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi,
ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
MEVLANA
"Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur."
(İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31)
3 yorum:
son günlerin en çirkin olayına duyarsız kalmayarak yine TUĞBA TOKER olma ayrıcalığını göstererek sitende yer vermen beni şaşırtmadı.Gerçekten yapılan bu insanlık dışı davranışları çok güzel kaleme almışın.berdiğin emekler sayesinde bizlerde dış dünyadaki sitelerden haberdea ettiğin için seni yürekten kutlarım.Ne mutludur ki bu olay hakkında senin benim gibi düşünen güzel yürekli insanlara...
çok teşekkürler bitanem şu anda bütün müslümanların ve insanlığın yapmak itdeği bir şeyi yapıyosun ve dillere tercüme oluyosun.Bahane düşünce özgürlüğü dimi,gülüyorum sadece bu insanlar bence ne özgürlüğün kendisini nede sınırını tanıyo.Özgürlük;ÖZGÜRLÜĞÜN SINIRI BİR İNSANIN YADA BİR TOPLUMUN ÖZGÜRLÜGÜNÜN BAŞLADIĞI VE ONU TEHDİDE YAKLAŞTIĞI NA SON BULUR.E hal böyle olunca bu özgürlük nerde bitiyo demek geldi içimden sınır buysa ve bizim sınırımızda çoktan aşıldıysa bu medeniyet timsalleri neyin özgürlüğünden bahsediyo.Bu sebeple diyorum ki bu insanlar özgürlak nedir bilmiyorlar sadece agızlarında içi boş bi kelime...İslam dini özgürlügün hoşgörünün dini eh sen özgürlük adıyla bu dinin bile bu kadar geniş özgürlüğünü çiğnersen...bilemem artık.Bakaylım giriyoruz yine bi arbadenin içine umarım çok yara almadan kurtuluruz tek temennim bu...Elimden gelnde sadece dua etmek...
Tuğbacım, hassa bir konuya değinmişsin, teşekkürler. Özgürlük nedir, ya da nereye kadar olur, olmalıdır tartışmaları hep vardır fakat bizim bu tartışmaları bırakıp, sakin ve bilinçli olarak hareket etmemiz gerekir. Artık vurmak ile kırmak ile "şiddetle kınamak" ile uluslararası arenada söz sahibi olmak çok zor, hatta zengin fakat halkı fakir ve eğitimsiz birçok arap ülkesinden farklı olarak, cumhuriyeti, demokrasiyi ve laikliği sindirmiş olarak hareket edip, o ülke insanlarının düştüğü gaflete düşmememiz gerekirdi fakat ne yazıktır ki, haberlerde olup biteni seyrettik :( Bu işin çabası farklı şekillerde ve yerlerde gösterilmelidir ama çiftçiye, "lan" diye hitap eden bir başbakan ve oy verenleri çoğunlukta olunca ne olur halimiz bilemiyorum, aslında biliyorum; aklıma geleni söyleyemiyorum..... sevgiler..
Yorum Gönder